Eski sevgiliden ayrıldığımdan beri, adamı özlemektense ona karşı inanılmaz derecede nefret duygusu besliyorum. Aklıma geldi mi ah niye böyle oldu demektense, arkası kesilmeyen öfke dolu küfürler ediyorum. Tabi bunu tetikleyen benim de görebildiğim bir sosyal medya platformunda karı kız poposu likelamasından da kaynaklanıyor olabilir. O derece "önüne" bakıyor yani.
Çekim yasasına göre hayatımıza giren insanlarla aramızda enerji bağları oluşur. Hayatımızdan çıkmalarına rağmen onları düşündükçe o enerji bağı varlığını sürdürür. Hayali enerji bağlarını, yine hayali olarak kesmek ve o kişilere bize kattıklarından dolayı teşekkür edip, sevgi ile uğurlamamız gerekir. İdeal dünyada olması gereken bu. Ama değil bağı kesmek, ben teşekkür bile edemiyorum. Karşıma hayalini koyduğum an, onunla hayalimde kavga etmeye başlıyorum. Kavgam bitince bağı keseyim diyorum, hayali makasımla adamı doğramaya başlıyorum. Ve arkasından tarifsiz bir rahatlama hissi... Yok bir de sevgiyle uğurlayacakmışım. Beyni kulaklarından aksın diye beddua okuduğum bir adama ne sevgisi? Her gün gecenin bir vakti gidiyim arabasını parçalıyım diyorum, bir de gidip teşekkür edecekmişim.
Üzgünüm evren, üzgünüm kuantum, üzgünüm çekim yasası! Ben bu adamın acıdan inim inim inlediğine şahit olmadıkça rahat edemeyeceğim.
Ve diyorum ki, "Aşk nefrete, cinnete ne yakınsın..."
