9 Ekim 2015 Cuma

Ayrılığın Güncesi

Ayrilik sonrasi herkes ne yaşarsa onu yaşiyorum. Kademe kademe neyle karşilaşacağımı çok iyi biliyorum çünkü bu yollardan düzenli olarak geçiyorum, expert oldum. Işte cehalet mutluluk getirir lafinin dogrulugunun ipatlandigi baska bir konu daha. Beni neyin beklediğini bildiğim için tırsıyorum, gözüm korkuyor. Hani insan bilmediği seyden korkardi?

Yemek yemiyorum çünkü acikmiyorum, aklima gelmiyor. Sirf sigaranin hatirina iki lokma, tek öğün yiyorum. Kafeinden zehirlenir miyim acaba? Durmadan kahve iciyorum. Eskiden alkole verirdim kendimi, işe giderken cok erken kalkiyorum yemiyo gece çok içmek :) Benimki de "adult break up" oluyor galiba, sorumluluk sahibi, cani aciyan iliskisi bitmis kadin profili.

Uyumuyorum mesela. Kafam cok hizli çalışıyor. Nöronlar coşmuş halde, gözü kapatmam mümkün değil. Yine de hala uykusuz değilim.

Sanirim mutant ya da ölümsüz oldum, hala hayattayim. Hell yeah!

Cuma günleri kurumsal kölelerin bayramidir. Pazartesiden baslarim geri saymaya. Cuma geldi ve ben farketmedim. Farkedince de eyvah haftasonu nasil geçecek, kafami neyle oyalayacagim sıkıntısı bastı heryerimi. Haftasonu onu gorucem diye Cuma'lari baska turlu sevmeme neden olan adam, Cumadan korkmama sebep olan adama dönüştü.

Bir suru diyalog kuruyorum kafamda onunla. Ayrilik konusmasinda sormam gerekenleri ya da o anin şokuyla soyleyemediklerimi bir bir soyluyorum hayali yuzune. Turlu turlu senaryolar gelistiriyorum. Bunlar ufaktan kafayi siyirma semptomlari, biliyorum. Ama aşk vir delilik haliyse, ayrilik da mantigini yitirme hali olabilir pekala, dimi?

Günün bir bölümünu ona kizarak, bir bölümünü ondan nefret ederek, oh iyi yaptim ayrilmakla diyerek ama en kotusu de onu özleyerek, yokluğunu kemiklerime kadar hissederek geçiriyorum. Çantamfa ayrilmadan bir gun önce başım agriyor diye getirdigi agri kesiciyi tasiyorum. Ona ger ihtiyacim oldugunda aslinda yanimdaymis ve beni dusunuyormus gibi hissetmeme sebep oluyor.

Romantik bir salaklik içindeyim, engel olamiyorum. Ayrılığın güncesinin hakkini vererek yaşıyorum, bir anda onu hatirlatan bir sey gorup ağlamaya başlayabiliyorum ya da komik bir animizi düşünüp buruk bir sekilde gülümsüyorum.

Ve diyorum ki geçecek biliyorum. Ayni romani okudun sen, sadece sabret...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder