14 Ekim 2015 Çarşamba

Roller Vs.Gerçekler

Sevdiklerimize bir yer, değer veriyoruz hayatımızda. Biraz beslendik mi karşımızdakinden, kafada senaryolar oluşturuyor, başrolleri dağıtıyor ve hayal aleminde oynatıyoruz rollerimizi.

Sözlere güvenip, cümleciklerden yola çıkarak karşımızdakini şekillendiriyoruz zihnimizde. Hele ki ruha dokunan cümlelerse, romantik filme dönüyor hikaye.

Geçmişin izleri peşimizde yine de. Yaşatılanlar, dayatılanlar ve hatta üstü mühürlenmiş içten içe kanayan yaralar... Güneş doğacak, ılıklık saracakken bedenleri ve yeni anıları, "an" katili gibi üşüşüyor geçmişin izleri.

Yeni "an" yok, izin vermiyoruz yenilerin oluşmasına. Ya geçmişin tutsaklığında ya da geleceğin korkusunda katlediyoruz düşleri. İnsan "öz"üne inemiyoruz, göremiyoruz, biçtiğimiz roller, kurgularımız izin vermiyor.

Sonunda ne mi oluyor? 

Biliyorum dediklerin yalan, 

Tanıyorum dediklerin yabancı,

Seviyorum dediklerin ruh katili,

İlişki dediğin mizasen,..

Sen mi? Sense boşlukta bir zerre, geçmişin gölgesinde, zihnini yiyen böceklerin eşliğinde yok oluyorsun hiçbir zaman sahip olamayacağın "an"larda...








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder