19 Ekim 2015 Pazartesi

BİR olmak



Hayat iniş çıkışlarla dolu. Zor zamanlar, güzel zamanlar...


Yaprak dökümü gibi bir Ekim geçiriyorum. Sevgilimin, sevdiğim evimin, semtimin ve hatta sinir sistemimin elimden kayıp gittiği bir sonbahar...


Yanımda olanlara bakıyorum, daha doğrusu olmayanlara. İki kadın 3 odalı evimizi tek başımıza taşıdık. 15 gün mutfaksız, sıcak bir kap yemek olmadan yaşadık. Ne kapımızı çalan oldu, ne de hal hatır soran. Yarım ağız yardım teklifleri, piç kalmış çocuk gibi eğretiydi ağızlarında.


Günlük yaşam telaşında çok mu yalnızlaştık, yalnızlaştırıldık bilemiyorum. Hayat düşene el uzatamayacak kadar bizi insanlığımızdan alı mı koyuyor gerçekten? Sevdiklerimiz ne ara ellerini eteklerini çekti bizden? Hiç sevmişler miydi bizi?


İnsanoğlu ne kadar da hazır değer verildiğine inanmaya. İki güler yüz ve tatlı söze kanan bir ben olamam. İhtiyacımız var sevmeye, sevilmeye. Acı çekiyor ruhlarımız, fark etmeden yaşayıp gidiyoruz. Oysa ne güzel bir ilaç sevgi, ne tatlı bir his sevildiğini hissetmenin verdiği güven duygusu... Yürekten sevsek birbirimiz, BİR olmaz mıydık şu dünyada? Bir olma bilincinden o kadar uzağız ki acıya karşı bile tepkisiz kalıyoruz. 



Her şeyin normalleştiği dünyada olaylara kayıtsız kalmayarak kendi insanlık savaşımı veriyorum. Hala yüreği acılar karşısında sızlayan insanları seviyor ve onlara umutla sarılıyorum.


BİR olmak demek ve BİZ olmak demek. Bir gün sınıf farkı ayırt etmeksizin severek ve sevilerek bir TEK olma dileğiyle...

2 yorum:

  1. Herkes kendi hayat derdine düşünce böyle oluyor galiba. Gittikçe yalnızlaşıyoruz. Kendi içimizde de yalnızlaşmaya başlıyoruz. Bencil insanlar olduk çıktık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle olduk. Özdemir Asaf'ın çok sevdiğim bir söz vardır. " İnsanlar, insanların içinde, insana hasret yaşar."

      Sil