Sevgiliden ani ayrılış sonrasında kurulan sıfır iletişim, oha adam beni sevmiyormuş fikrinin dank etmesi, sonrasında girilen derinliğinde boy bile veremediğim depresyon... Uzun zamandır istediğim ama anneden vize alamadığım ailemizin yeni üyesi, Bay Leo. Mutsuzluğum kırk yılın başı bir işe yaradı anlayacağınız.
Ne zor işmiş arkadaş kedi bakmak. Ben yavru bir kedi değil, yavru bir terorist aldım adeta. Full ısırıyor, kafamda koltuk tepelerinde zıplıyor, at gibi koşturuyor, hiç söz dinlemiyor. Adam için bu hayatta herşey oyun demek. Ayağa kalktın hooop bu oyun demek, kolunu kaşımak için elini kaldırdın mesela o el kedi için en eğlenceli oyuncak. Tırmalama tahtasına alışsın diye patilerini sürtmeye çalışıyorum ama o ben bunu yaparken elimi dişlemeyi tercih ediyor. Astronot gibi giyiniyorum evde ısırlmamak için.
Tabi ki her crazy cat lady gibi Leo'yla derin sohbetlere giriyorum."Bak annecim, anne dişlenmez sevilir. Sen böyle yaparsan ev sakinleri seni istemeyecek. Bak çocuğum koltuklar anneannenin kıymetlileri, tırmıklamayacaksın. Tahta aldık, yatak aldık sana git onlarla uğraş." Anlıyor mu? Tabi ki hayır. Ama ben naif çabama devam ediyorum.
Şu blogu okuyan bir kedi sahibi varsa hayrına bana akıl versin, nolur. Oğlum kuma yaptığı kakasını kapatırken patilerini pisliğine değdiriyor. Tırnaklarının arasına kakalı kumlar giriyor, evin muhtelif yerlerine taşıyor. Temizlik yapmaktan helak oldum. Kumu kazmadan üstüne mıçıp, kumla örtmeye çalışıyor. Şapşik midir nedir beceremedi gitti. Ailecek "bokumuzla oynama" tabirini deneyimliyoruz. Bu gidişle vermek zorunda kalıcam pisiyi ki hiç istemiyorum, düşüncesi bile gözlerimi yaşartıyor. Topaklanan kum kullanıyorum, kristale geçip hayvanı kanser etmek istemiyorum. Nolur biri sesimi duysun :(
Bütün olayı teröristlik, bok püsür değil tabi ki. Sabahları testere diliyle acıta acıta öpücükler veriyor, anne memesi sanıp serçe parmağımı emiyor, göğsüme yatırdığımda çıkardığı gırr gırrr sesleriyle mest ediyor, çok fırlama hareketler yapıyor oyun oynarken.
Kendi karakterleri var asla dışına çıkmıyorlar. Adamın bir tarzı var, saygı duymak zorunda kalıyosunuz tüylü cüceye. Hayat boyu bakım ve ilgi isteyen bu yaratıkları aman diyim iyi düşünüp sahiplenin.
